29 Eylül 2012 Cumartesi

Şehit Polis Mustafa Yurter Parkı'ındaydık.....


Bakırköy Belediyesinin şehit polis Mustafa Yurter için 2011 de yaptığı bu parkı çok seviyoruz. Çok bilinmediğinden fazla kalabalık olmaması en güzel taraflarından biri. Ama bu parkı en cazip kılan şey bildiğimiz belediyelerin park anlayışından uzak özgün bir park olması. Böyle değişik bir park birde benim canım Ereğli'mde var. Bu bakımdan buraya yakın oturduğumuz için çok şanslıyız. Ediz kendini burda çok mutlu hissediyor.

24 Eylül 2012 Pazartesi

Son zamanlardaki meditasyon uğraşım

 
Bu da son zamanlardaki çocuklar uyuyup kalınca hemen zevkle başladığım yeni uğraşım. Keçeli kalemlerle yapıp küçük küçük her bir ayrıntısını düşünüp taşınarak yaptığım bu şekiller benim için tam bir meditasyon kaynağı şu sıralar. Bunlara Mandala deniliyor. Çocukların boyaması içinde bir çok şekli internette mevcut. Aslında ilk önceleri amacım o günki ruh halime göre kendiliğinden bir şeyler yapıp boyamaktı ama tez canlılığım tuttu yine, kafamda o duvardaki görüntülerini biran önce alma isteği sabırsız olmama yol açtığından şimdilik hazır taslaklar üzerinde çalıştım. 

21 Eylül 2012 Cuma

Çocuklar için tarifler-Kabaklı Kek



Bazı çocuklar için sebze yemek herzaman sorunlu olur. Bizdede Ediz bazı sebze tatlarını çorba dışında, yemek olarak pek tercih etmiyor. Bu yüzden her annenin izlediği politikaları uyguluyorum bende KAMUFLAJ :) Örneğin patlıcan köftesi ile patlıcanlar bir güzel yenir. Burda en az benim sevdiğim kadar Ediz'in yemekten bayıldığı kabaklı kek tarifimi bulacaksınız.

Malzeme Listesi

1/2 bardak ayçiçek yağı
1,5 bardak süt
2 yumurta
2-2,5 bardak un
2 kabak (isteğe bağlı olarak arttırabilirsiniz)
1 paket kabartma tozu
1 tatlı kaşığı tuz
Dileyen dereotu, taze nane, ve üzeri için susam kullanabilir

Hazırlanışı:

Tüm malzemeler yumurta, yağ, süt, kabaklar, un, kabartma tozu, tuz şeklinde sırasıyla eklenir ve kek tepsisine konup 180 derece fırında 30-35 dk pişirilir.İsteğe bağlı olarak kek içine peynirde konabilir.



Sonrada böyle keyifli keyifli yenir :)



18 Eylül 2012 Salı

Yumurta kolisinden TIRTIL




Kreşlerde, anaokullarında hep yaptırırlar. Bu seferde biz evde yaptık tırtılımızı. Günler öncesinden sprey dezenfektan ile yumurta kolilerini dezenfe ettim.(Ne kadar olabildiyse). Kolileri ben bile zorlandığımdan mutlaka bir büyük kesmeli. Ediz de ilk defa bu tırtıl sayesinde suluboya ile tanışmış oldu.Oldukça sevdi fakat her eline boya değdiğinde iç güdüleriyle onları silmeye çıkarmaya çalışıyordu daha sonra yavaş yavaş alıştı :) Her bir parçayı isteği renk ile bir güzel boyadık sonrada kurumaya bıraktık. Sonrada kuruyan parçaları birer birer uhu ile birbirine yapıştırıp süsledik tırtılımızı.Ediz üstüne benek ve gözlerini yapıştırdı. Tırtılımızı çok sevdik babamız akşam eve gelincede bir koşu gösterdik. Bu günüde böyle atlatmış olduk :)

16 Eylül 2012 Pazar

Rahatsız etmeyin bakımdayım :P

Bugün Clinic İstanbul'daydım .Kendimi şımarttığım günlerden biriydi yine.Bitkisel kök hücre ürünleriyle güzel bir cilt bakımı yaptırdım.Arkadaşım Halise ile birlikte oldukça iyi vakit geçirdik.Buda onun objektifine takılan bir fotom. Güler yüzlü personeline, uygulamayı yapan Gamze hanıma ve bizimle dakikalarca oturup tavsiyelerde bulunan doktorumuz Nazan Karakuş'a kısacası   Clinic İstanbul'a teşekkürler.İki ay sonra yine ordayım :)

15 Eylül 2012 Cumartesi

ÇEKİLİN YOLDAN Z KUŞAĞI GELİYOR!

İşte bizim evin en genç Z kuşağı herşeyiyle belli değilmi?

2003''ten başlayarak dünyaya gelen Z kuşağı, iş dünyasında çok şeyi değiştirecek. Şirketler bu İnternet çocukları için stratejileri gözden geçiriyor.

İngiltere''de geçen haftalarda üç yaşındaki bir çocuk evdeki bilgisayardan İnternet''e girdi ve pembe bir araba satın almayı başardı. Annesinin eBay şifresini açık bırakmasını fırsat bilen minik Jack Neal, her gün oynadığı bilgisayardan "Onu al" butonuna bastı. Yaklaşık 26 bin YTL''lik pembe renkli Nissan Figaro marka aracın ödemesini yaptı. Jack''in annesi Rachael Neal (36), televizyonlara yaptığı açıklamada, oğlunun bilgisayarı çok iyi kullandığını söyledi ama "Bir araba satın alabileceği hiç aklıma gelmezdi" diyerek şaşkınlığını ifade etti. Baba Neal''in, arabanın satıcısını arayarak durumu anlatmasıyla olay tatlıya bağlanırken, tüm dünya Z kuşağının tipik bir temsilcisiyle tanışmış oldu. Z kuşağı 2003 yılı ve sonrasında doğanlara deniyor. Onları Jetgiller ve Geleceğe Dönüş filmlerine benzer bir yaşam bekliyor. Teknoloji ile iç içe büyüdükleri için coğrafi sınırlamaları olmayacak. Batılı akranlarıyla kolay uyum sağlayacak, sabırsız ve komplekssiz olacaklar. Çok fazla bireysel ve bağımsız olmaları nedeniyle tek başına bir yaşam tercih edecekler. Yaratıcılık ve yenilikten zevk alan, aynı zamanda güven arayan bir kuşak bu. Buna karşılık azimli ve hırslı olmamaları kariyerlerinde önlerine bir engel olarak çıkacak. Aralarıdan lider yetiştirmek zorlaşacak. Sadakatsiz ve tatminsiz olmaları, iş dünyasında onları yönetmek için yeni yönetim anlayışlarının geliştirilmesine yol açacak.

Yönetimde kuşak faktörü
Bu hafta PERYÖN ve İş''te İnsan ev sahipliğinde düzenlenecek olan 14. Ulusal İnsan Yönetimi Kongresi''nde "Yirmili Yaşları Nasıl Yönetmeli?" konulu bir konferans verecek olan Turkcell''in Satış Genel Müdür Yardımcısı Levent Burak Demiralp, insan kaynağının yönetiminde Amerikalı uzmanların kuşak tanımlarından yararlanmayı isabetli buluyor. Kendisi için "baby boomers kuşağındanım" diyen Levent Burak Demiralp, Turkcell Grup şirketlerinden Global Bilgi''nin genel müdürlüğünü yaptığı sırada yönetimde olanlar X, yeni işe başlayanlar ise Y kuşağındandı. İşten ayrılma oranı yüzde 47, ciro ise 35 milyon dolardı. Üç yıl sonunda, Haziran 2006'' Demiralp görevi bıraktığında işten ayrılma oranının yüzde 20''ye kadar düştüğünü, cironun ise 70 milyon dolara yükseldiğini belirtiyor. Bu yıl da 80 milyon doların üzerinde bir ciro hedefleniyor. X ve Y kuşağını bir arada yönetmek konusunda büyük deneyimler elde eden Demiralp, 2003''te doğmaya başlayan Z kuşağına ilişkin çarpıcı tespitlerde bulunuyor. Yaklaşık 25 - 30 yıllık dönemlerde doğanlar aynı kuşaktan sayılıyor.

Aynı kuşaktakileri yaklaşık olarak aynı yıllarda doğmuş, aynı çağın şartlarını, tarihini, sosyal olaylarını, benzer sıkıntılarını ve kaderini paylaşmış, benzer ödevlerle yükümlü kişiler oluşturuyor. Son 25 - 30 yılda doğan kuşakları etkileyen en önemli gelişme ise teknoloji oldu. İnternet ve cep telefonlarının hayatımıza girmesi, bireylerin davranışlarında ve yaşayış biçimlerinde ortak izler bırakıyor. X ve Y kuşağını yönetmek için bu kuşakların sahip olduğu özellikleri dikkatle inceleyen Turkcell Satış Genel Müdür Yardımcısı Levent Burak Demiralp, iletişime açık bu nesilleri dinlemeyi seçmiş. Genel müdürlüğünü yaptığı Global Bilgi''de ayda 200 kişi olmak üzere üç bin kişilik kadronun 1 200''ü ile yüz yüze görüşen Demiralp, aldığı geri dönüşlere göre bir strateji geliştirmiş. Şirket içi yetiştirme programları kurgulamış. Y kuşağı için önemli olan faktörleri saptamak için maaş artı performans primi sistemini getirmiş. Yönetim kadrosunun yüzde 80''inin içerden yükselenler arasından seçilmesine karar verilmiş. Z kuşağının 2017''ye kadar anne babaları olacak olan X ve Y kuşağından çok etkileneceğini belirten Demiralp, buna rağmen standart yönetim şekillerinin değişeceğini söylüyor. Demiralp, "Z kuşağının teknoloji tutkunu olması nedeniyle coğrafi sınırları olmayacak ve bu kuşak küreselleşmiş yönetim politikaları talep edecek. Bugünkü İK politikaları geçerli olamayacak. 20 yıl sonra iş hayatına girdiklerinde yaratıcı Y kuşağı sürekli değişim arayacak" tespiti yapıyor.

10 yıl sonra
Levent Burak Demiralp''e göre Türkiye''de nüfus içerisindeki büyüklüğü 2015''te tahminen 18 milyona varacak olan bu kuşak - kuşaklar arası dönemler kısaldığı için - kendilerinden önceki nesille kolay anlaşacak. Uyum sorunu yaşamayacaklar. Bununla beraber hiyerarşiye soğuk durdukları ve iletişime açık oldukları için organizasyon yapısı değişecek. Her şeyin kendilerine uygun kişiselleştirilmesini bekledikleri için tüm yöneticilerin bireysel bakış açısı geliştirmesi gerekecek. Bireye yatırım giderek artacak. Değişim isteyen, çabuk vazgeçen kuşak olduklarından yetenekli olanları elde tutmak, daha fazla kaynak gerektirecek. İş süreçleri mutlaka teknoloji ile desteklenmiş ve bürokrasiden uzak tasarlanmış olacak. "Ben" odağı yükselen çalışanların bireyselleşen taleplerine karşılık verecek esnek sistemler tanımlanması ve ortamlar oluşturulması gerekecek. Bu bilgiler, şimdi değil ama 10 yıl sonra işe yarayacak. Yine de şimdiden pazarlamacılar, Z''lere özel strateji geliştiriyor. Örneğin marka sadakatleri zayıf olacağı için bu kuşak mensuplarının küçük yaşlarda zihinlerine yerleşecek işlere yönelme planları var. Standart politikaları bir kenara '''' bırakacak olan insan kaynaklarında ise hızlı ve esnek olmak gerekecek.

''''Z kuşağının olumlu yönleri:

- Daha iyi eğitimli olacaklar.
- Bireysel ve bağımsız olmaları yaratıcılığı artıracak.
- Doğruyu çekinmeden söylemeleri motive edici bir ortam oluşturacak.
- Nesiller arası farklar azalacak.
- Sosyal ve iletişime açık olmaları müşterileri ve birbirlerini kolay anlamalarını sağlayacak.
- İnternet ile coğrafi sınırları kaldırmaları güvenlerini arttıracak.
- Komplekssiz oldukları için kendilerini rahat ifade edebilecekler.

Z kuşağının olumsuz yönleri:

- Sadakatsiz olmaları şirketleri zorlayacak.
- Azimli ve hırslı olmamaları, kriz dönemlerini olumsuz etkileyecek.
- Hep yükselmek istemeleri nedeniyle ''yıldız savaşları'' yaşanabilir.
- Çabuk vazgeçmeleri nedeniyle şirketlerin yetenekleri tutmaları zorlaşacak.
- Standart işleri yaptırmak zorlaşacak.
- Zaman ve emek gerektiren meslek dalları değer kaybedecek.
- Her şeyi kişiselleştirmek istemeleri, zengin - fakir uçurumu yaratacak.

Z''den önce hangi kuşaklar vardı?

Boomers (1945 - 1964): İşkolik, çalışmak için yaşamını adayan bir kuşak. Hayatındaki en önemli şey bir şeyler katmak ve yeni nesillere bırakmak.

X Kuşağı (1965 - 1976): Daha kanaatkar, marka sadakati yüksek, görece daha çabuk tatmin olan ve teknoloji ile ileri yaşlarda tanışmış olan X kuşağı önemli bir ara kuşak. Radikal değerlerin savunucusu bir kuşak aynı zamanda. İş yaşamı ile sosyal hayatlarını dengelemeyi tercih ediyorlar

Y Kuşağı (1977 - 1994): Y ve Z''lerin anne ve babaları olacaklar. Teknoloji ile dost bir kuşak. X''lere göre Y''ler, daha bireysel ve sonuç odaklı.

Milenyum Kuşağı (1995 - 2003): Çok küçük birara kuşak. 1990''ların ortalarında ortaya çıkan İnternet, onlar için bir kilometre taşı. Özgürlüğüne düşkün, teknoloji tutkunu, hız seven, esnek bir çalışma ortamı arayan kendilerine güvenli bir kuşak. Z''lere çok yakın özellikler taşıyorlar.
Neşe Mesutoğlu'nın yazısından alıntıdır.Kendisine TEŞEKKÜRLER.

14 Eylül 2012 Cuma

İki yaşındaki çocuğunuz büyürken-1



 

Edizim yaklaşık 1 ay sonra 2 yaşına gireceğinden şu sıralar bu kitabı çok okuyorum. Terrible 2 sendromu aylarca önce başladı bizde. Kitapla birebir aynı olan dikkatimi çeken kısımları yardımcı olması için size aktarmaya kararverdim.
1-SAHİP OLMA DÜŞÜNCESİ
'Bu benim.' İki yaşındaki çocuğunuzun pek çok kez kullanacağı bu ifade, onun için temel kuralları yerleştirmede kullandığı yoldur:'Seninle oynamak istiyorum ama öncelikle bu bebeğin benim olduğunu bilmelisin ve eğer onu benden alırsan çok üzülürüm'.Oyuncaklarıyla kendi başınada oynamak istemez, ama kullanma kontrolünün kendinde olması onun için önemlidir.
İlk bakışta bencillik gibi algılanan bu durumu anlamak aslında o kadar da zor değil.İlk arabanızı aldığınız zamanki mutluluk ve gurur duygusunu bilirmisiniz, bundan sonra ailenizden izin almanıza gerek kalmıyacak bu üstünde kontrolü sağladığınız egemenlik duygusudur.İki yaşındaki çocuğunuz içinde oyuncak kamyonunun onun için ne demek olduğunu böylece daha iyi anlarsınız :)


2-İKİ YAŞINDAKİ ÇOCUĞUNUZUN EN SEVDİĞİ KELİME

Bu kelime tabiki 'Hayır'dır.Bu yaştaki çocuk hayır dediğinde bu tam olarak hayır anlamına gelmez.Çünkü dil yetenekleri bu yaşta sınırlıdır, kendini ifade etmek için hayır en iyi kelimedir. 'Parka gitmek istermisin?' diye sorduğumuzda o kesin bir HAYIR cevabı verdiğinde 'Şey aslında parka gitmeyi çok istiyorum ama şu anda bu oyuncakla oynuyorum ve çok eğleniyorum bırakmak istemiyorum.Şu kırmızı legoyu şuradaki boşluğa soktuğumda ne olduğunu görmeme izin ver.Sonra parka gidebiliriz' Bunu ancak bu şekilde bir yetişkin dile getirebileceğinden iki yaşındaki çocuğun en iyi ifade aracı kısaca Hayır!dır.

Saat epeyce geç olduğundan yazıyı yazmaya ileriki günlerde devam edeceğim. Aşağıda okul öncesi yada okula giden çocuğunuz ile birlikte bir aktivite yapmanız için bir resim yayınlıyorum.Hem boyayıp hem resimdeki üçgenleri bulmasını isteyebilirsiniz.Biz Edizle her gün böyle bir aktivite yapıyoruz daha pek bir şey anlamıyo ama eğlenmesi bile yeter. Bir şekilde odaklanmasını ve kısa sürede olsa bir şeylere konsantre olmasını sağlıyorsunuz. Buda okul çağında ona çok gerekli olacak.Bloğumda bu tür aktivitelere sıklıkla yer vermeye çalışacağım. Zira çocuğunuzla birlikte geçirdiğiniz kaliteli zamanlarınız çok önemli.

12 Eylül 2012 Çarşamba

Uçurtmalar havaya

Her çocuk fikrimce hayatında bir kerede olsa uçurtma uçurma zevkini yaşamıştır.Benim bu deneyimim bir elin parmaklarını geçmez fakat babamla deniz kenarına gidip uçurtma uçurduğumuz o günleri hiç unutmam. Hala o ufak tefek çocukmuşum gibi zihnime kazılıdır o koca gökyüzündeki uçurtmanın özgürce salınması.Uçurtmayı uçurtmaktan çok daha fazla zamanımızı harcayan hazırlık aşaması: çıtaların uygun muntazam kesilip sabitlenmesi, daha iyi uçması için upuzun kuyruk yapımı yaparkende biran önce kalkıp uçtuğunu görme sabırsızlığım .Geçenlerde çocuklarım ve yeğenlerimle birlikte hepberaber bu zevki tekrar tatmış oldum.Sanırım çocuklardan çok biz koca bebekler daha çok zevk aldık çocuklar elimizden zor aldılar ipleri.Eee nede olsa insan her yaşta çocuktur.

11 Eylül 2012 Salı

Kendine, sadece kendine vakit ayırmak

Merhabalar ilk hamileliğimden sonra sadece oğlumun üzerine dayalı bir hayat kurmuştum herşey ona bağlıydı kendimi unutmuştum eskisi kadar ilgilenmiyordum daha doğrusu ilgilecenek vakit bulamıyordum. Hobilerim giyim kuşam uçup gitmişti hayatımdan.(Her nekadar şimdide hala ilk sırayı oğluşlarımın giyim kuşamı alsada :)Birde üstüne beklenenden erken gelen 2. oğlumda üstüne tuz biber eklemiş oldu. Doğumdan sonra artık yemek bile yapamam dışardan ısmarlarız diye geyik yapıyorduk. Ama artık deneyimli birer anne olmaktanmıdır bilinmez herşey daha düzene girdi. İlk bir aydan sonra yanımda hiçbir yardımcı olmadan herşeyimi kendim yapmaya başladım. Üstüne üstlük yeni yeni yemek tatları deniyordum, değişik tarifler yapıp hem kendimi hemde eşimi sevindiriyordum beklenenin aksine dışardan ısmarlamak yerine. 2. oğlum Emir'in doğmasıyla zamanı kaliteli kullanmasını daha iyi öğrenir oldum. İlk doğumumdaki tecrübesizliklerimin hiçbirini yaşamadım akşam onlar uyuduktan sonra yapabileceğim yeni hobiler edindim, bloğumla uğraşıyorum, yemek sonrası akşam sporuna gidiyorum, cilt bakımına, SPA'ya, haftasonu kendibaşıma alışverişe :)Ama bunları yapmamdaki en büyük destekçim eşim olmasa hiç biriyle uğraşamazdım sanırım.Hanımlar size benden bir tavsiye siz kendinizi iyi ve pozitif hissetmedikten sonra stresinizi boşaltamadıktan sonra, o kadar üstüne düştüğünüz çocuklarınız da sizin gibi sinir küpü olur çıkar bu yüzden önce kendi ruh sağlığınız sonra zaten onlarınki doğal olarak çok daha iyi olmuş olacak :)

9 Eylül 2012 Pazar

Haftasonu ablişkomla buluşma keyfi

Canım birtanecik ablam beni ziyarete geldi.Genelde hep planlı programlı yapılırdı bu ziyaretler yani önceden haberimiz olurdu ama şimdi bu cuma günü ben sana geliyorum dedi ben yippu diye havalara uçtum.Doğup büyüdüğüm kent olan Karadeniz Ereğli'sinden İstanbula kadar olan bu yolculuğu Emir her nekadar daha anlamasada Ediz heyecanla bekledi.Yeğenlerimde ben her onları ziyarete gittiğimde beni kapılarda gözlerdi genelde işten çıkıp yola çıktığımız içinde gece eve vardığımızda onları uyuyakalmış bulurduk.Ama biz gelene kadarda evdeki herkezi ''NE ZAMAN GELECEKLER?NE ZAMAN GELECEKLER?'' sorularıyla sabır imtihanına sokarlardı.İşte sabah uyandığında Ediz teyzesini gördüğünde önce utangaç sonra coşkuyla karşıladı onları.Teyzesi eniştesi Edizi alıp gezdirdiler, sonrada biz akşam uyuyan bebişleri babamıza bırakarak Ulus parkında deyim yerindeyse seyrü sefa yaptık sıcak istanbul akşamında boğazın buz gibi serin havası ilaç gibi geldi.Sadece abla kardeşin anlıyabileceği espirilerle deliler gibi gülerek geçti bütün gece sevgili eniştem Savaş abimde delidirler ne yapsalar yeridir diyerek profiterolünü yedi.Kardeş olmak bu denli güzel bir şey umarım benim oğluşlarda iyi anlaşır.En son gün hüzün olmadan bir daha çok arayı açmayacağımıza söz vererek ayrıldık.Yine gel ablacım yine gel....Kardeşin yollarını gözler

8 Eylül 2012 Cumartesi

Dijital fotoların arasında kaldım....

Günlerden beridir binlerce dijital fotograf arasından beğendiklerimi ayıklayıp fotograf kağıdına bastırabilmek için seçim yapmaya çalışıyorum. İki gündür süren bu uğraşlarım hala bitmiş değil gözümün önünde görüntüler uçuşuyor artık.Şu işleri zamanında yapsam bu kadar uğraşmazdım ah ah :) Kimi duvara asmalık, kimi çerçevelik, kimi albümlük olacak bu yüzden biraz titiz davranıyorum.Bazı fotolar üstündede kolaj çalışması yapıyorum aile büyüklerine göndermek için. Onca işimin gücümün arasında bide kendime bunları iş edindim ama zevkli bunlarla uğraşmak. Eski fotolara bakarken bir sürü konu, anı üşüştü kafama tam blokluk :)İleriki günlerde yayınlamak üzere.

6 Eylül 2012 Perşembe

Tasarım elbiseler

Beğendiğim tasarım markalarının elbiselerini sizinle paylaşmak istedim.İçlerinde J. Mendel, Prabal Gurung, Ohne Titel, Dolce&Gabbana ve Sea marka kıyafetler var.Özellikle J. Mendel'in kırmızı abiyesi ile prabalın yeşil kıyafetine bayıldım.Gece elbisesi düşünenler için güzel farklı ve Türkiyede kolay kolay bulamadığınız için pişti olma olasılığınız olamayan kıyefetler.Terziniz iyiyse neden olmasın.

4 Eylül 2012 Salı

Ev yapımı T-shirt ve bandana

Buda ne demek demeyin tamamen ev ve el yapımı :) Annelik insana müthiş bir yaratıcılık mı veriyor yoksa benmi abartıyorum bilmiyorum ama yeğenlerimden kalan önü gazlı kalemle kirlenmiş portakal rengi bir t-shirt'ümüz vardı birde babamızın giymediği sweetshirt'ü. Bende patch yapmayı çok severim babamızın t-shirtünden desenleri kesip ekledik, babamızın artakalan kumaşındanda uygun düğmelerle tamamlanmış t-shirtle birlikte kullanılacak olan bandana yaptım. Eskitme görünümlü dikiş yapıverdim elimle; ortaya çıkan sonucu ben beğendim siz ne dersiniz.

3 Eylül 2012 Pazartesi

Ediz Ve Funny Mat

Her çocuk boyamayı etrafı dağıtmayı sever.Akademi Çocuğun güzel bir ürünü olan Funny Mat tam bizim için yapılmış bir ürün.Su bazlı keçeli kalemler ile Funny Mat üzerindeki desenleri istediğiniz gibi boyayıp renklendirebiliyorsunuz. İşin güzel kısmı ise bundan sonra başlıyor; suyun altına tuttuğunuzda boyalar hemen çıkıyor ve defalarca farklı renklere boyamanız mümkün oluyor. Daha düzgün boyama yapamayan erken yaştaki çocuklar için mükemmel oluyor. Ediz'in boyama kitaplarını boyamaktan öte canını çıkardığını göz önünde bulundurursak süper bir ürün bizim için fiyatlarıda oldukça makul. Üstelik üzerinde yemek yiyebilir, boyama yapabilir, kil ve oyun hamuru şekillendirebilir, ders çalışılabilinir. Bir tek dez avantajı ürünün arka kısmı boyandğında leke kolay kolay çıkmıyor birde gazlı kalemlerle boyama yapıldığından üstümüz başımız batabilir bu yüzden beyaz bir t-shirt'ten kendimize yine keçeli kalemlerle sanat t-shirt'ü yaptık artık o batıyor boyaya :)